Bu Blogda Ara

26 Ağustos 2013 Pazartesi

MERAKLISINA SPETSES - ΣΠΕΤΣΕΣ

Spetses benim için Hydra'dan sonra biraz hayal kırıklığıydı. Elbette bu biraz da beklentileriniz ile ilgili... Aslında belki de hayal kırıklığı gibi bir ifadeyi hak etmeyecek kadar güzel bir sahili, Yunan tarzı evleri var... Sadece bu atmosferi Türkiye'de Datça'da, Kaş'da, Yunanistan'da bize yakın adalarda Kos'da, Samos'da yakalamak da mümkün... Ama yine de Hydra'ya kadar gidiyorsanız bir gün ayırabilirsiniz bence...


Kaldığım Otel: Faros Hotel -  Limanda indiğiniz yerden sadece beş dakika uzaklıkta, bir gece konaklamak için fiyat kalite dengesi gayet güzel. Zaten odaya bir tek uyumak için gidildiği düşünülürse Faros Hotel tercih edilebilir.

Ακρογιαλιά (Akrogialia) Denize sıfır bir restaurant... Toplasan 10 masası var. Burada da rezervasyonu öneririm, özellikle kalabalık iseniz. İnsancıl bir hizmet var. Yemekler çok lezzetli... Fiyatlar Spetses'e göre normal; Yunanistan'a göre biraz ortanın üzeri. SON SÖZ: Manzarası yeter...
Konum (Location): 5* Lezzet (Taste): 4* Fiyat (Price): 3*




 

Anlatmaya Kelimelerin Yetmediği Ada: Ύδρα - Hydra

Hydra'ya ulaşım deniz yolu ile gerçekleşiyor. Ben de 11 Ağustos Pazar günü Pire'den (Πειραιάς) Hydra'ya Hellenic Seaways'in (www.hellenicseaways.gr - online rezervasyon / satın alma yapabilirsiniz ama en az bir saat öncesinde biletinizi bir acenteden almak zorundasınız, Pire limanında acente var ve Pazar günü de açık) Flying Cat 6 isimli adına yakışır hızlı feribot ile 1,5 saatte ulaşıyorum.

 
Hydra insanı varıldığı anda etkisi alına alan Atina'ya sadece 1,5 saat uzaklıkta harika bir ada. Bol yürüyüş yapılabilecek patikalar var. Plajlara 10-15 dakikada yürüyerek ulaşmak mümkün. Deniz kristal berraklığında. Adada araba, otobüs gibi kara ulaşım araçları bulunmuyor... Yükler eşekler ile taşınıyor. Bu da adada huzurlu bir ortam yaratıyor. Daha ilk dakikadan itibaren Hydra'ya bayılıyorum. Burada 2 gece kalma kararı çok iyi bir kararmış.
 
Hydra'nın insanı dinlendiren bir güzelliği var. Her şey rahat burada. Acelesi yok hiç kimsenin. Deniz açık yeşil renkte başlayıp az ileride koyu mavi bir sonsuzluğa gidiyor. Dalga sesi hoş bir seda. Ruhu dinlendirmek için ideal. Bu görüntüyü ve hissi ruhumun bir yerlerine kaydedebilmeyi ve kışın yoğun temposunda hayal edip kendimi tekrar rahatlatabilmeyi istiyorum.
 
Kaldığım Otel: Glaros Guest House
Limana yürüyerek sadece 5 dakika uzaklıkta. Plajlara ise 10-15 dakika... İnternet bağlantısı odada gayet iyiydi. Beklentinizi çok yüksek tutmazsanız, bir-iki günlük konaklama için ideal bir pansiyon...
 
Restaurantlar:
 
To Pefkaki (Το Πευκάκι) Σκιερό και γραφικό σημείο πριν από τα Καμίνια, με μπακαλιαροκεφτέδες και άλλους μεζέδες. Αποτελεί καλή στάση για όποιον επιστρέφει περπατώντας από τις παραλίες του Βλυχού και του Παλαμιδά.
To Pefkaki'nin Manzarası
Limandan kalenin tersi yöne doğru (plajlara doğru) 15-20 dakikalık bir yürüyüş sonunda ulaşacağınız bir restaurant. Gece yolda aydınlatma var ama ben tek başıma olduğum için göze alamadım ve öğle yemeğine gittim. Denize sıfır değil ama deniz manzarası var. Salaş, sevimli bir yol üzeri restaurantı. Ben karides yedim. Karides kabuklu geliyor tam benim sevdiğim gibi. Gördüğüm anda burası lezzetli bir restaurant dediğim ve haklı çıktığım bir yer. Çam ağaçları altında keyifli bir yer...  
 
Psaropoula (ψαροπούλα) Για όσους θέλουν να παραμείνουν για φαγητό στην καρδιά του λιμανιού, μια ταβέρνα με ψάρι, κρέας και μαγειρευτά
 
Psaropoula'nın 2 restaurantı var. Sahipleri aynı menüleri farklı. Biri hemen limana yakın ikincisi köşede yukarıda merdivenler ile çıkıyorsunuz terasa... Terasın manzarası güzel. Hafif "tiki" bir yer tercih ediyorsanız yukarı, yok geleneksel bir ortam istiyorum (biraz da hesaplı olsun) diyorsanız aşağıdakine gitmelisiniz. Yemek için Hydra'daki iyi seçeneklerden biri.
 
Sunset Restaurant: Το ηλιοβασίλεμα και η θέα στη θάλασσα συνδυάζονται με προσεγμένα πιάτα και ωραία ατμόσφαιρα
 
Adı üzerinde denize sıfır, harika bir manzarası var. Garsonlar bana çok nazik gelmedi. Roka salatası çok lezzetliydi. Yer ayırtmak iyi olabilir gitmeden önce. Manzara kesinlikle adını hak ediyor fiyat ise orta ve belki biraz orta üzeri...
 
Omilos:  Εστιατόριο-μπαρ αριστερά του λιμανιού με όμορφο μπαλκόνι πάνω από τη θάλασσα.  
Gece Omilos'un Dışarıdan Görüntüsü
Geleneksel değil ama konumu ile göz alıyor. Ben yer bulamadığım için deneyemedim ama dolu olması yemeklerinin lezzetli olduğuna bir işaret denenebilir.
 
Denize girmek, birşeyler içmek için ideal yerler...
 
Hydroneta (Υδρονέτα) Küçücük bir beach bar... Gizli kenarda köşede kalmış ama çok güzel. Spilia Beach Bar'ı geçiyorsunuz, Sunset Restaurant'ın içinden de geçiyorsunuz hemen ileride... Ben denize atlamayı dasevdiğim için avuç içi kadar (abartısız) plaja, ortama bayılıyorum. Ayrıca gün batımının da muhteşem olduğunu belirtmeliyim...

Hydroneta'da Gün Batımı
Spilia da Hydroneta gibi güzel bir beach bar... Akşam rahat şezlonglarına oturup içkinizi yudumlayabilirsiniz....

Bir de sonuç cümlesi yazayım, Hydra kesinlikle tekrar gidilecekler listemde ilk sıralarda...
 
 
 



22 Ocak 2013 Salı

Seyahatlerde En Sevdiğim Anlar

  • Bilmediğin bir şehirde kaybolup tesadüfen harika küçük bir restaurant bir bar bir kafeterya bir manzara bulmak ve kendini dünyanın en şanslı insanı gibi hissetmek...
  • Bilmediğin bir şehirde kaybolup yolunu ararken kendini birden otelinin önünde bulmak...
  • Haritayla dolaşıp işaretlediğin her hedefe ulaşmak ve haritada daire içine almak...
  • Plan yapmadan ya da çok az plan ve beklenti ile yola çıkmak...
  • Rahatsız bir tren ya da gemi yolculuğunda valizini tabure gibi kullanıp ayaklarını uzatabilmek, plaj havlunla başının altına yastık yapmak...
  • Sabah elde bir kahve ile gidilecek yere hızlı adımlarla yürümek...
  • Treni kaçırıp ya da yanlış trene binip aslında bulunduğun yerin görülmesi gereken harika bir yer olduğunu keşfetmek...

Tüm bunları yazarken neyi anlıyorum biliyor musunuz aslında ben tesadüfleri ve plansızlığı için seviyorum seyahatlerimi...
 

30 Ekim 2012 Salı

Chios - Χίος - Sakız Günlüğü

Sakız Adası... Çeşme'nin hemen 45 dakika ötesindeki komşu... Güzel bir haftasonu için ideal...

Sakız Adası'ndaki evimiz Chios Rooms... (www.chiosrooms.com) Sakız Adası'na gidenlerin genelde Chandris Otel'de kalmalarına ve hiç kalmamama rağmen Chandris'in bende hep iyi bir otel olduğu hissi uyandırmasına rağmen ben hep Chios Rooms'da kalıyorum.

Neden bu pansiyon derseniz?
1-Chios Rooms, Chandris ile aynı deniz manzarasına sahip
2-Eski bir Rum evi... Dolayısı ile yüksek tavanlı tarihi bir evde kalıyorsunuz
3-Sabah ikramı olan kahvesi ve ev yapımı kekleri çok lezzetli
4-Chios Rooms'u işleten Don sizi bir ev sahibi gibi ağırlıyor...

Neden bu pansiyonda kalmamalıyım derseniz?
1-Öyle televizyon, saç kurutma makinası, boy aynası gibi konforlar yok
2-Özel banyo istiyorsanız bunu rezarvasyon yaparken belirtmelisiniz. Bazı banyolar odanın içerisinde bazısı odanın dışında... Dolayısı ile rezarvasyon yaparken nasıl bir oda istediğinizi belirtirseniz sorun ile karşılaşmazsınız.
3-Pansiyonun altında kebap restauranları olduğu için balkonda biraz kokuya maruz kalabilirsiniz... Ama çok rahatsız edici değil... Manzara da düşünüldüğünde görmezden gelebilirsiniz...


Chios Rooms Manzarası
 

Nerede yemek yiyelim derseniz?
Ta Delfinia (Τα Δελφίνια): Lezzetli bir akşam yemeği için gidebilirsiniz. Biz Sinem ile kaldığımız iki gece de orada yemek yedik. Sahibi, Yannis Tsakiris (Ιωάννης Τσακίρης) iyi bir işletmeci... Yemekler çok lezzetli, servis hızlı... Kalamar yemeden dönmek olmaz... Akşamları oldukça kalabalık...
 

Tatlı ve kahve için ise "Pudra Şekeri ve Tarçın" anlamına gelen "Ahni ve Kanela" (Άχνη και Κανέλα)

Ve nerede eğlenelim derseniz... Sueno... Metropolis... Remezzo... İlk üçte yer alır... Eğlence haftasonu gece 12'den sonra hareketlenip sabaha kadar sürer Sakız'da...




23 Eylül 2012 Pazar

Samos'a dair çok kısa...

21 Eylül 2012 Cuma...
Dream pansiyon'un önü...
Merdivenlerde oturdum...
Harika bir manzara...
Dünyanın en harika manzarası değil biliyorum ama benim için o an öyle...
Merdivenler...
Evinin önünü temizleyen Yunanlı yaşlı kadın...
Eski sarı boyalı bir ev...
Aradan görünen deniz...
Kırmızı çiçekleri ile sokağı güzelleştiren ağaç...
Sarı bir bayrak...
Yanında oturduğum dökülmeye yüz tutmuş duvar...
Ve sayısız düşünce...

22 Eylül 2012 Cumartesi

Selimiye... Eylül'de Gidilebilecek En Güzel Yerlerden Biri...

18 Eylül 2012 Salı günü Datça'dan sabah erken Selimiye'ye doğru yola çıkıyorum... Selimiye, dağlarla çevrilmiş büyük bir havuz gibi. Eylülde insanın gidip de dönmek istemeyeceği güzellikte...

Otelim Caridea... Denize sıfır... Önünde küçük bir iskelesi, denize kurulmuş hamağı ile sevimli bir otel... Otelimin yanındaki Aurora'dan her müzik sesi geldiğinde anlıyorum ki bir yelkenli daha yeni bir limana doğru yola çıkıyor...

Yemek yenilecek yerler:

Öğle yemeği için bir öneri: K&S Cafe Bistro diye geçse de bizim tabirimizle güzel bir lokanta... Etsiz yaz türlüsü ve cacık yedim... (9 TL)

Akşam yemeği önerileri:
Caridea: Caridea, Otelimin restaurantı... Yemekler normal, ambians ve iyi hizmet yemeklerin lezzetinden çok daha üstün... Sloganları "Gökyüzünde yemek"; gerçekten de öyle gökyüzü ile deniz buluşuyor yemek yediğiniz yerde...

Paprika: Paprika köyün merkezinde... Köy öyle küçük ki aslında heryer köyün merkezinde ama burası için merkezin de merkezi diyebiliriz... Akşam üzeri kahve keyfimi burada yapıyorum, hafif bir akşam yemeği (salata, sigara böreği) de deniyorum. Hepsinde en güzel şeyin sunum olduğunu söylemek doğru olur... Balık yemeği düşünmüyorsanız, hafif birşeyler yemek, bir kokteyl içmek, ya da kahve tatlı keyfi için ideal...
Denememiş olmak ile birlikte bende merak uyandıran iki yer oldu. Biri meşhur Sardunya restaurant'tı... Akşamları çok kalabalık... Diğeri de Aurora... İkisinin de tek dezavantajı önünde yelkenliler olduğu için denize değil de yelkenlilere bakarak yemek yiyorsun...

Selimiye'deki akşam yemeklerinden sonra anladım ki, ortam öyle güzel ki, lezzeti insan sorun etmiyor...
 

21 Eylül 2012 Cuma

Datça anlatılmaz yaşanır...

16 Eylül Pazar sabah erken çıkıyorum yola... Marmaris üzerinden Datça'ya ulaşmak hedefim... Yer ayırtmadım, plan yapmadım... Doğaçlama bir gezi benimkisi... Bir el çantası, bir kitap, terlikler, mayo, güneş kremi...Haydi yolculuk başlasın...

Datça'ya ulaşır ulaşmaz ilk olarak kalacak bir yer aramaya koyuluyorum. Ve otelimi buluyorum, Bora Otel... (www.borahotel.com.tr) Yat limanına yürüme mesafesinde... Bu sizi yanıltmasın Datça'da heryer aşağı yukarı yürüme mesafesinde :) Ama Bora Otel'de kalırsanız limana 2 dk. içinde inebiliyorsunuz... Ben Eylül'de Datça'da olduğum için bulunduğum yer çok gürültülü değildi ama belki Temmuz-Ağustos'ta gürültülü olabilir. Ama Datça'da her zevke uygun kalınabilecek yer var...



Yemek yenilebilecek yerler:
Badem Cafe... Kendi küçük lezzeti büyük bir yer... Yat limanında... Benden sunumu ve lezzeti ile 5 yıldızı aldı (Tatilde olduğum, keyfim de yerinde olduğu için, bir de Datça'nın etkileyiciliğini işin içine katarsak notumun biraz bol olacağını göz önünde bulundurabilirsiniz)... Unutmadan, yemekten sonra sıcak tahin helvası ikram ediyorlar...


Denediğim diğer yerlerden biri de Girit Mutfağı... Denize sıfır, masalar kumsala konmuş... Lezzet 10 numara değil ama ortam, çalan Türk Sanat Müziği parçaları insanı alıp başka bir dünyaya götürüyor... İkramları olan buz gibi kavun ise yemekteki parlayan yıldız...

Eski Datça: Datça'ya gittiyseniz uğramadan geçmek olmaz... Çok küçük olsa da atmosferi güzel... Not: Eski Datça'da yürüken üzümleri kuş yetiştiren bir amca  "Biz yiyorduk, size de ikram edelim" deyip ikram etti...

Datça'da yapılabilecek en güzel şeylerden biri de tekne turuna çıkmak... Ben Burak Tur ile çıktım. Gittiğim yerler: Dilek Mağarası (Yüzmüyorsunuz, sadece görsel), Domuz Çukuru, Hayıt Bükü (Mesudiye), İnce Burun, Akvaryum, Kargı Koyu... Kısa tur diye de adlandırılıyor ama pek de kısa değil 10.30 ile 17.30 arasında... Diğer tur daha erken başlayıp daha geç bitiyor... Bana daha çok yüzmek istiyorsanız kısa turu seçin dediler, çünkü Knidos, Palamut Bükü turunda zamanın büyük kısmı yolda geçiyormuş...