Bu Blogda Ara

22 Ocak 2013 Salı

Seyahatlerde En Sevdiğim Anlar

  • Bilmediğin bir şehirde kaybolup tesadüfen harika küçük bir restaurant bir bar bir kafeterya bir manzara bulmak ve kendini dünyanın en şanslı insanı gibi hissetmek...
  • Bilmediğin bir şehirde kaybolup yolunu ararken kendini birden otelinin önünde bulmak...
  • Haritayla dolaşıp işaretlediğin her hedefe ulaşmak ve haritada daire içine almak...
  • Plan yapmadan ya da çok az plan ve beklenti ile yola çıkmak...
  • Rahatsız bir tren ya da gemi yolculuğunda valizini tabure gibi kullanıp ayaklarını uzatabilmek, plaj havlunla başının altına yastık yapmak...
  • Sabah elde bir kahve ile gidilecek yere hızlı adımlarla yürümek...
  • Treni kaçırıp ya da yanlış trene binip aslında bulunduğun yerin görülmesi gereken harika bir yer olduğunu keşfetmek...

Tüm bunları yazarken neyi anlıyorum biliyor musunuz aslında ben tesadüfleri ve plansızlığı için seviyorum seyahatlerimi...
 

30 Ekim 2012 Salı

Chios - Χίος - Sakız Günlüğü

Sakız Adası... Çeşme'nin hemen 45 dakika ötesindeki komşu... Güzel bir haftasonu için ideal...

Sakız Adası'ndaki evimiz Chios Rooms... (www.chiosrooms.com) Sakız Adası'na gidenlerin genelde Chandris Otel'de kalmalarına ve hiç kalmamama rağmen Chandris'in bende hep iyi bir otel olduğu hissi uyandırmasına rağmen ben hep Chios Rooms'da kalıyorum.

Neden bu pansiyon derseniz?
1-Chios Rooms, Chandris ile aynı deniz manzarasına sahip
2-Eski bir Rum evi... Dolayısı ile yüksek tavanlı tarihi bir evde kalıyorsunuz
3-Sabah ikramı olan kahvesi ve ev yapımı kekleri çok lezzetli
4-Chios Rooms'u işleten Don sizi bir ev sahibi gibi ağırlıyor...

Neden bu pansiyonda kalmamalıyım derseniz?
1-Öyle televizyon, saç kurutma makinası, boy aynası gibi konforlar yok
2-Özel banyo istiyorsanız bunu rezarvasyon yaparken belirtmelisiniz. Bazı banyolar odanın içerisinde bazısı odanın dışında... Dolayısı ile rezarvasyon yaparken nasıl bir oda istediğinizi belirtirseniz sorun ile karşılaşmazsınız.
3-Pansiyonun altında kebap restauranları olduğu için balkonda biraz kokuya maruz kalabilirsiniz... Ama çok rahatsız edici değil... Manzara da düşünüldüğünde görmezden gelebilirsiniz...


Chios Rooms Manzarası
 

Nerede yemek yiyelim derseniz?
Ta Delfinia (Τα Δελφίνια): Lezzetli bir akşam yemeği için gidebilirsiniz. Biz Sinem ile kaldığımız iki gece de orada yemek yedik. Sahibi, Yannis Tsakiris (Ιωάννης Τσακίρης) iyi bir işletmeci... Yemekler çok lezzetli, servis hızlı... Kalamar yemeden dönmek olmaz... Akşamları oldukça kalabalık...
 

Tatlı ve kahve için ise "Pudra Şekeri ve Tarçın" anlamına gelen "Ahni ve Kanela" (Άχνη και Κανέλα)

Ve nerede eğlenelim derseniz... Sueno... Metropolis... Remezzo... İlk üçte yer alır... Eğlence haftasonu gece 12'den sonra hareketlenip sabaha kadar sürer Sakız'da...




23 Eylül 2012 Pazar

Samos'a dair çok kısa...

21 Eylül 2012 Cuma...
Dream pansiyon'un önü...
Merdivenlerde oturdum...
Harika bir manzara...
Dünyanın en harika manzarası değil biliyorum ama benim için o an öyle...
Merdivenler...
Evinin önünü temizleyen Yunanlı yaşlı kadın...
Eski sarı boyalı bir ev...
Aradan görünen deniz...
Kırmızı çiçekleri ile sokağı güzelleştiren ağaç...
Sarı bir bayrak...
Yanında oturduğum dökülmeye yüz tutmuş duvar...
Ve sayısız düşünce...

22 Eylül 2012 Cumartesi

Selimiye... Eylül'de Gidilebilecek En Güzel Yerlerden Biri...

18 Eylül 2012 Salı günü Datça'dan sabah erken Selimiye'ye doğru yola çıkıyorum... Selimiye, dağlarla çevrilmiş büyük bir havuz gibi. Eylülde insanın gidip de dönmek istemeyeceği güzellikte...

Otelim Caridea... Denize sıfır... Önünde küçük bir iskelesi, denize kurulmuş hamağı ile sevimli bir otel... Otelimin yanındaki Aurora'dan her müzik sesi geldiğinde anlıyorum ki bir yelkenli daha yeni bir limana doğru yola çıkıyor...

Yemek yenilecek yerler:

Öğle yemeği için bir öneri: K&S Cafe Bistro diye geçse de bizim tabirimizle güzel bir lokanta... Etsiz yaz türlüsü ve cacık yedim... (9 TL)

Akşam yemeği önerileri:
Caridea: Caridea, Otelimin restaurantı... Yemekler normal, ambians ve iyi hizmet yemeklerin lezzetinden çok daha üstün... Sloganları "Gökyüzünde yemek"; gerçekten de öyle gökyüzü ile deniz buluşuyor yemek yediğiniz yerde...

Paprika: Paprika köyün merkezinde... Köy öyle küçük ki aslında heryer köyün merkezinde ama burası için merkezin de merkezi diyebiliriz... Akşam üzeri kahve keyfimi burada yapıyorum, hafif bir akşam yemeği (salata, sigara böreği) de deniyorum. Hepsinde en güzel şeyin sunum olduğunu söylemek doğru olur... Balık yemeği düşünmüyorsanız, hafif birşeyler yemek, bir kokteyl içmek, ya da kahve tatlı keyfi için ideal...
Denememiş olmak ile birlikte bende merak uyandıran iki yer oldu. Biri meşhur Sardunya restaurant'tı... Akşamları çok kalabalık... Diğeri de Aurora... İkisinin de tek dezavantajı önünde yelkenliler olduğu için denize değil de yelkenlilere bakarak yemek yiyorsun...

Selimiye'deki akşam yemeklerinden sonra anladım ki, ortam öyle güzel ki, lezzeti insan sorun etmiyor...
 

21 Eylül 2012 Cuma

Datça anlatılmaz yaşanır...

16 Eylül Pazar sabah erken çıkıyorum yola... Marmaris üzerinden Datça'ya ulaşmak hedefim... Yer ayırtmadım, plan yapmadım... Doğaçlama bir gezi benimkisi... Bir el çantası, bir kitap, terlikler, mayo, güneş kremi...Haydi yolculuk başlasın...

Datça'ya ulaşır ulaşmaz ilk olarak kalacak bir yer aramaya koyuluyorum. Ve otelimi buluyorum, Bora Otel... (www.borahotel.com.tr) Yat limanına yürüme mesafesinde... Bu sizi yanıltmasın Datça'da heryer aşağı yukarı yürüme mesafesinde :) Ama Bora Otel'de kalırsanız limana 2 dk. içinde inebiliyorsunuz... Ben Eylül'de Datça'da olduğum için bulunduğum yer çok gürültülü değildi ama belki Temmuz-Ağustos'ta gürültülü olabilir. Ama Datça'da her zevke uygun kalınabilecek yer var...



Yemek yenilebilecek yerler:
Badem Cafe... Kendi küçük lezzeti büyük bir yer... Yat limanında... Benden sunumu ve lezzeti ile 5 yıldızı aldı (Tatilde olduğum, keyfim de yerinde olduğu için, bir de Datça'nın etkileyiciliğini işin içine katarsak notumun biraz bol olacağını göz önünde bulundurabilirsiniz)... Unutmadan, yemekten sonra sıcak tahin helvası ikram ediyorlar...


Denediğim diğer yerlerden biri de Girit Mutfağı... Denize sıfır, masalar kumsala konmuş... Lezzet 10 numara değil ama ortam, çalan Türk Sanat Müziği parçaları insanı alıp başka bir dünyaya götürüyor... İkramları olan buz gibi kavun ise yemekteki parlayan yıldız...

Eski Datça: Datça'ya gittiyseniz uğramadan geçmek olmaz... Çok küçük olsa da atmosferi güzel... Not: Eski Datça'da yürüken üzümleri kuş yetiştiren bir amca  "Biz yiyorduk, size de ikram edelim" deyip ikram etti...

Datça'da yapılabilecek en güzel şeylerden biri de tekne turuna çıkmak... Ben Burak Tur ile çıktım. Gittiğim yerler: Dilek Mağarası (Yüzmüyorsunuz, sadece görsel), Domuz Çukuru, Hayıt Bükü (Mesudiye), İnce Burun, Akvaryum, Kargı Koyu... Kısa tur diye de adlandırılıyor ama pek de kısa değil 10.30 ile 17.30 arasında... Diğer tur daha erken başlayıp daha geç bitiyor... Bana daha çok yüzmek istiyorsanız kısa turu seçin dediler, çünkü Knidos, Palamut Bükü turunda zamanın büyük kısmı yolda geçiyormuş...

 

28 Ağustos 2012 Salı

İtalya'da Son Durak Ancona...

Ancona, 102 bin nüfuslu küçük bir şehir. Bir liman şehri olan Ancona, Roma'nın 280 km kuzeydoğusunda yer alıyor. Adriyatik kıyısında olan şehir için "sakin" kelimesi çok uygun diye düşünüyorum.

Ancona'ya gidiş nedenim, arkadaşım Banu'nun yaşdığı yeri görmek ve koşturmacalı bir İtalya turu sonrası son İtalya günümü sakin dinlenerek geçirmekti.


Ancona'nın güzel bir sahili var, denize girmek bizim alıştığımız anlamda çok güzel olmasa da manzarasının tadı hala damağımda...
Ev sahibim, İtalya Turu yoldaşım ve arkadaşım Banu... :)
 

27 Ağustos 2012 Pazartesi

21-23 Temmuz 2012 Cinque Terre Rüyası...

Cinque Terre 5 köyden oluşuyor. Köylerin hepsi deniz kenarında ve deniz manzaralı dağ yolları ile birbirine bağlı...  İster yürüyün, ister köyler arasında botla ya da trenle seyahat edin, size kalmış... Köyler sırası ile: Riomaggiore, Manarola, Corniglia, Vernazza, Monterosso


Cinque Terre'de kalınabilecek en güzel köylerden biri Vernazza. Biraz daha kalabalık ve kumsal beklentiniz varsa Monterosso'yu da tercih edebilirsiniz. Ama denize kayalardan girmek hoşunuza gidiyorsa, güzel, sakin, şirin bir köy ortamı istiyorsanız Vernazza muhteşem...



Köyler arasında denize paralel dağ yolları var. Hepsi muhteşem deniz manzaralı. Biz sadece iki köy arasında (Riomaggiore-Manarola) yürüdük. Yürümesi kolay, biz yürürken oldukça sıcaktı ama yine de 20 dakika'da zorlanmadan yürüdük.
Riomaggiore'den Manarola'ya...

Günlük Cinque Terre Card kullanabilirsiniz, çünkü yürüyüş yolları dahil ücretli, bir gün boyunca beş köyü dolaşmak için Cinque Terre Card almak mantıklı...

Vernazza'da Maria ve Giacomo'nun sahibi olduğu ve kiraladıkları Maria Capellini Rooms adını verdikleri 2 oda var. Biz ikisini de denedik. Biri charming room, diğeri cozy studio. Cozy studio'ya dar bir merdivenden biraz tırmanıyorsunuz ama oda çok temiz ve şirin. Charming room ise giriş katı bir adım ile deniz ile karşı karşıyasınız. İki oda da çok güzel ve sanırım Vernazza'da kalınabilecek en iyi yerler arasında. Maria ve Giacomo çok nazikler. Giacomo iyi düzeyde İngilizce, Maria ise sadece İtalyanca konuşuyor ama iki dili de bilmeseniz bile onlarla anlaşamamak imkansız. mariacapellini@hotmail.it, www.mariacapellini.com
 Vernazza      
 Riomaggiore