21.08.2018- İzmir'den yola çıkıyorum. İstanbul'da Sinem ile buluşuyoruz. Venedik'e iner inmez hemen kendimize gidiş-dönüş Vapuretti bileti (ALİLAGUNA-blue line) alıyoruz ve deniz kıyısındaki en sevimli hava limanlarından biri olan Marco Polo'da otelimizin olduğu San Marco meydanına doğru yola çıkıyoruz. Otelimiz Hotel La Fenice Et Des Artistes. Konumu çok merkezi bir otel, La Fenice opera binasının hemen yanında. Keşke biletlerimizi aldığımız gün opera biletleri de ayarlasaydık diye her gün önünden geçerken kendi kendimize söyleniyoruz :) Hava limanı San Marco arası 1 saat 10 dakika gibi sürüyor mavi hat ile.
Otele saat 21.00 gibi ulaşıp hemen kendimizi Venedik gece hayatına bırakalım diyoruz ki Venedik'in öyle çılgın bir gece hayatı olmayan bir yer olduğu gerçeği ile karşılaşıyoruz :) Biraz hareketli, birşeyler içebileceğimiz bir yerler bulma umudu ile ara sokaklarda kaybolmuş umudumuzu kaybetmek üzereyken yolda karşılaştığımız 3 İngiliz kız sayesinde Dorsudoro tarafında bir meydanda birkaç bar buluyoruz. O gece çok gülüp, çok eğleniyoruz. Tesadüfi şekilde gelişen olaylar ile o geceyi çok gülerek hatırlayacağımız kesin. Detaylar Sinem ile bende, yüzyüzeyken dinleyebilirsiniz :)
Yorucu bir saray bekleyişi ve turu sonrası yemek molamızı Rosso Pomodoro'da (Kırmızı Domates) veriyoruz. Pizzalar ve atmosferi çok güzel akşam önünde küçük bir sıra bile oluyor. Kesinlikle beklemeye değer.
Arkasından Rialto Köprüsünü görüp akşam için hazırlanmak üzere otelimize geri dönüyoruz.
22.08.2018-
Bugün günlerden Verona
Verona için kahvaltı sonrası Santa Lucia tren istasyonuna 45 dakikalık yürüyüş sonrası ulaşıyoruz. Tren istasyonuna ulaşmak için "Alla Ferrovia" işaretini takip etmek gerekli. İşaretleri takip etmek Venedik'te aslında oldukça önemli. Santa Lucia'dan 9.5 Euro'ya Verona biletimizi alıp FS'nin karşısındaki kilisenin merdivenlerine oturup trenimizin saatini bekliyoruz.| Verona, Taş Köprü manzarası eşliğinde... |
Oradan aşağı inip köprüye bakan yerlerden birinde biraz atıştırıp yorgunluk atmaya karar veriyoruz ve SALUMERIA GIRONDA'ya oturuyoruz. Burası bir şarküteri, kapısında "picnic area" yazılı bir tabela var. Şarküteriden salam/ peynir/ zeytin/ ekmek/ şarap/ bira ne istiyorsan alıyorsun. Hepsini küçük bir sepete koyuyorlar ve hop taş köprüyü gören bahçeye çıkıyorsun. İster bistro masalarda ayakta takıl, ister salıncağa, ister küçük banklara otur. Sohbet eşliğinde keyifli atıştırma. Yorucu günün öğleden sonrasında bize çok iyi geldi. Küçük pikniğimiz sonrasında istasyona doğru yola çıkıyoruz ve 20.42'deki trenimize koşarak yetişiyoruz.
| Salumeria Gironda, Verona |
23.08.2018- MURANO, BURANO, LIDO
Ve bugün adalar turu. Murano camları ile ünlü, küçük bir cam müzesi de var içerisinde. Güzel cam aksesuarlar satan dükkanları dolaşabileceğiniz bir ada, biraz alışveriş yapıp şöyle bir dolaşabilirsiniz ama esas zamanı Burano'ya ayırmalısınız. Çünkü Burano renkli evleri ile sizin gerçek hayat ile bağlantınızı kesiyor ve sizi masal dünyalara götürüyor.
İnsan masal mı gerçek mi karar veremiyor. Tüm evler fuşyadan, maviye, yeşile, sarıya yan yana dizilmişler. Ben sabah erkenden orada olup daha hiç kalabalık olmadan kahvemi o rengarenk evler arasında yudumlamayı isteyebilirdim eğer Burano'da ne hissedeceğimi bilerek plan yapmış olsaydım. Bir dahaki sefere diyelim :)
| Kapılmışım Rüzgara... Güneş Damlar İçime... |
| Burano 2018 |
Lido ise adalar turunda üçüncü durağımız. Denize girip günün yorgunluğunu atarız diyoruz ama denizi çok sıcak, bizim alıştığımız Ege mavilikleri de beklemeyin. Biz çok keyif almadık kısacası denizden. Bir de üstüne deniz anası ufacık bacağıma çarpıyor en iyisi sahilde uzanalım diyoruz ve Lido'dan dönüyoruz. Adalar turu ile söyleyebileceğim iki önemli şeyden birincisi, ilk durağınız Burano olsun ve Burano'ya daha uzun zaman ayırın. İkincisi ise adalar arasında limanlarda uzun bekleyişlere sıralara hazırlıklı olun.| Rialto Köprüsü |
24.08.2018- Venedik'e Dönüş...
Venedik'te son günümüz. Bugünü tamamen Vendik'e ayırıyoruz. İlk planımız sabah gondol turu yapmak. Gondol turları tur başına 80 Euro (30 Dakika) ve 6 kişi binebiliyorsunuz. Biz iki kişi olunca biraz daha hesaplı bir opsiyon için turu paylaşacak birilerinin arayışına giriyoruz ama Avrupa'lılar bu teklifimizi korkarak, bazen çekinerek bazen de iki kişi romantik bir tur yapmak istedikleri için geri çeviriyorlar. Gezimizin en şanslı anlarından birini yaşıyoruz ve Türk turist grubuna denk geliyoruz. Turist rehberi halimizden anlıyor ve bizi de grubuna dahil ediyor. Kişi başı 15 Euro verip bu yarım saatlik turu gerçekleştiriyoruz. 4 kişilik bir aile ile gondolu paylaşıyoruz. Tekirdağlı bu sevimli aile ile sohbet ederken bir yandan da kanalda büyülenmiş etrafımıza bakıyoruz.
| Due cicchetti sulla gondola!!! |
Bu gezi sonrasında herkesin kendi sevdiği şeyleri yapabilemesi için Sinem ile yollarımızı bir süreliğine ayırıyoruz. Sinem kalan müzelere ben çarşı pazara oradan da gizli deck'ime gidiyorum.
En sevdiğim yerlerden biri orası oldu Venedik'de... Sabahları koşu sonrasında küçük bir meditasyon alanı... Çıkmaz bir sokakta harika bir Venedik manzarası ile buluşan genelde kimsenin olmadığı küçük bir teras burası.
| Benim Gizli Terasımın Manzarası |
Sinem'de sonrasında bana katılıyor. Biraz daha zaman geçirip yağmur altında merkeze doğru yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Venedik'in güneşli ve yağmurlu halini bir arada yaşama şansına sahip oluyoruz.
| Deli Kızın Türküsü |
25.08.2018- DÖNÜŞ GÜNÜ
Ve bugün dönüş günü 9.20'de İstanbul'a uçağımız var. 5.50 vapuretto'su için 5.20'de otelden ayrılıyoruz. Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor. Nereden bineceğimize dair kafamız karışıyor ve bir bakıyoruz vapuretto kaçmış. Kıyafetimizi limanda değiştiriyoruz. Benim Deli Kızın Türküsü başlıklı fotoğrafım da bu yağmurun eseri... :) Valizden ne bulduysam üst üste giyiyorum.
Bir sonraki vapuretto 6.50'de, sonunda Alilaguna durağını buluyoruz ama tabi uçağa yetişebilecek miyiz heyecanı dorukta. Yolda online biniş kartlarımızı çıkartıyoruz, valizlerimizi yanımıza almaya karar veriyoruz, çünkü ancak koşup uçağa yetişecek zamanımız var.
Ve sonunda uçaktayız...
Bu macera bir gün Sino'nun "Özge ya Venedik'e mi gitsek? Ben gideceğim galiba"sı ile başladı. Sonrasında "Biz Venedikliler..." diye kurduğumuz cümlelere varan 5 günlük çok güzel anılarla dolu harika bir geziye dönüştü. Yaz yağmuru Venedik'in şarkısı; "Söz Sihirdir" ise sloganıydı!!!


Muthis bir gezinin mimarlari olarak kendimizle ve soyu Rezzonicolara dayanan Venedikli ailemizle gurur duyuyorum. Per Rialto -----> this way <3
YanıtlaSil